Taies Farzanın 10 Şubat 2011 Perşembe tarihli - Haberkonseyi.com daki yazısı

 

Kapitalist düzene geçisle ihraç ettiğimiz "Sevgililer Günü"ne az kaldı. Ben de en sevdiğim konulardan biri olan aşk ve sevgi konusuna değinmeden geçmek istemedim. Öncelikle "Sevgililer Günü"nün tarihçesini yazarak biraz özeleştiri yapmak istedim ama, sevgiye hasret olduğumuz bir dönemde, sebebi ve geçmisi ne olursa olsun böyle bir günün bizim kültürümüze de yerleşmis olmasının iyi olduğunu düşünüp eleştirmekten vazgeçtim.

 

Dünyadaki siyasetçilere baktığımızda sevginin ne kadar büyük bir önem taşıdığını görmememiz mümkün değil. Bir Hitler'i ele aldığımızda mesela, sevgiden yoksun olmasının doğurduğu sonuç olan nefretin nasıl büyüyüp onu bir canavara çevirdiğini görüyoruz. Günümüz siyasetçilerinden de birçok örnek vermek mümkün tabii.

14 Şubat bazıları için hiçbir anlam ifade etmiyor belki ama, bazı insanları cesaretlendirip aşklarını dile getirmelerini sağlayan, bazılarını yaptıkları hatalar yüzünden kaybettikleri aşkları için hüzünlendiren, bazılarına da bir kez daha "seni seviyorum" diyebilmeleri için imkan sağlayan bir gün...

 

Biz insanlarin hayatta en çok istediği şey sevmek ve sevilmek degil midir? En zoru da sevip söyleyememek, söyleyip de kavuşamamak olsa gerek. Hani derler ya hep, "aşk demek kavuşamamak demektir" diye, ben bunu sadece bize anlatılan hikayelere bağlıyorum. Bütün efsanelerde ve hikayelerde büyük aşkların sonu hep kötü biter; Romeo ve Juliet, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı...vs. Ama bu her zaman böyle kalacak diye bir kural yok. Bunu değiştirmenin ve yeni hikayeler yaratmanın zamanı geldi de geçiyor bile bence.

 

Aşk cesaret ister, fedakarlık ister, sabır ister, özgürlük ister... Şahsi çıkarların başı çektiği Yirmibirinci Yüzyıl İnsanı için kolay istekler değil tabii, ama zaten aşkı kıymetli kılan da zorluğu değil midir?

 

Benim esas şikayetim, edebiyatta aşıkların birbirine kavuştuktan sonra aşklarının devam etmesi için nasıl yaşamaları gerektiğini gösteren herhangi bir örneğin olmaması, var olan örneklerin de yeteri kadar yaygınlaşmamış olması. Romantik aşkın nasıl olması gerektiğini çok iyi biliyoruz okuduğumuz kitaplardan, seyrettiğimiz filmlerden. Ama ikisinde de ya kavuşamıyorlar ya da kavuşunca bitiyor hikaye. Ya sonrası?

Mechul...

 

Sonrası ne olursa olsun, ki o da bizim elimizde, aşk güzel bir duygudur. Acısıyla tatlısıyla her insan tarafından yaşanması gerekir bence. Geçen yüzyıldan kalma aşkları seven biri olarak cefası ne olursa olsun sefasına değer diyorum. Sadece 14 Şubat'ta değil bulduğunuz her fırsatta sevdiğinize sevginizi gösterin ve ona değer verdiğinizi belli edin. Günümüz gençleri aynı şekilde karşılık alamamaktan korkuyor. O zaman bir taraf sanki daha fazla vermiş gibi hissediyor kendini. Korkmayın, zaten sevgi insanın kendisine ait bir duygudur ve paylaştikça çoğalır.

 

Varsa eğer ihmal ettiğiniz, kalbini kırdığınız, kıydığınız, haksızlık ettiğiniz ve onu görmek istemediğiniz halde yüreğinizin bir köşesinden hala size bakan, her aklınıza geldiğinde gözlerinizin dolmasına sebep olan ve bütün direnişinize rağmen kirpiklerinizin ucundan inciler döktüren bir sevgili, ona koşmak icin "Sevgililer Günü" iyi bir fırsat, değerlendirin. Unutmayın yarın çok geç olabilir, ne de olsa dünya fani.

 

Sevgililer gününüz kutlu, her gününüz sevgi dolu olsun.