Taies Farzanın 14 Ocak 2011 Cuma tarihli - Haberkonseyi.com daki yazısı

 

Okulda tarih dersi almaya başladığım ilk yıllarda bu dersin varlık sebebini anlayamamıştım. Zamanla tarihi iyi bilmenin geçmişte yapılan hataları tekrarlamamak için iyi bir yol olduğunu öğrendim. Bu bana çok mantıklı gelmişti. Fakat büyüdükçe, özellikle Türkiye’den Almanya’ya gidip orda okula devam ettikçe kafam iyice karıştı. İki ülkede öğretilen aynı tarih birbirinden o kadar ayrıydı ki. Peki doğru olan hangisiydi? Başka ülkelerde nasıldı acaba? Ya “tarih tekerrürden ibarettir” cümlesini nasıl anlamalıydım?

 

Anlayacağınız envayi çeşit sorularla beynim dolup taşıyordu. Aradan uzun bir zaman geçti. Biraz daha büyüdüm ve benim yaşadığım dönemin, özellikle İran Devrimi’nin günün birinde nasıl anlatılacağını merak edip, bu dönemi yaşayanlarla bu konuyu tartışmaya başladım. Zaman zaman kendi gözümle gördüğüm olayların bile farklı anlatıldığına şahit oldum.

 

Anladım ki aslında mutlak diyebileceğim, yaşananları birebir anlatan bir tarihi bulmak çok zor. Sebebi ise anlatanların yanlış aktarımı değil, farklı algılama biçimleri ve farklı bakış açıları. Mesela bazılarına göre İran’ı mahfeden Ayetullah Humeyni, başkaları için ruhani olabiliyor. Kalem onların elinde olduğunda hunharlığından çok ruhaniliğini öne çıkartacaklardır tabii. Ya da tam tersi.

 

Bu da bende anlatılan hiçbir şeyi yüzdeyüz olarak benimsememe duygusu oluşturdu. Kolay olduğunu söyleyemem ama hep bir ve ya birkaç soru işareti ile konulara yaklaşmamı sağladı.

 

Son günlerde bir “Muhteşem Yüzyıl” tartışmasıdır aldı başını gidiyor. Nerdeyse memleket sorunu haline geldi. Durumun bu kadar büyütülmesi üzerine konu, Almanya’nın en önemli gazetelerinden biri olan “Die Welt” gazetesine bile haber oldu. Ben doğrusunu isterseniz şaşkınlıkla takip ediyorum tartışmaları. Şaşkınlık diyorum çünkü bu sadece bir dizi. Oyuncuların tabiriyle “suya yazılan yazı”. Bu kadar abartmanın ne gereği var? Koca bir İmparatorluğun tarihçesi bir diziyle mi yok olacak? Bu güvensizlik kime? Bugüne kadar anlatılmış olan tarihe mi, bu diziyi seyreden halka mı? Yoksa seçimlere giden bir yılda memleketin esas sorunlarını göremeyelim diye, futboldan sonra dizi tartışmalarıyla mı meşgul ediliyoruz?

 

Bilemedim doğrusu. Bildiğim tek şey sağlam temellerin dizilerdeki Sultanlar’ın haremleriyle, içkileriyle yıkılamadığı... Karınların bu tartışmalarla doymadığı... Medeniyete aşağılanan heykellerle gidilemediği... Memleketin bu düşüncelerle ilerleyemediği...

 

Artık dünden çok bugüne ve hatta mümkünse yarına bakmamızın zamanı gelmedi mi?